0




İstanbul'da bir güzel fuar daha renklendirdi haftasonunu. Cumartesi günü niyetlenip ancak Pazar günü gidebildim, hemen sonrasında da yazmak istedim ama bir türlü fırsat bulamadım fuarın güzelliklerini paylaşmak için. Daha fazla ertelemeden başlamakta fayda var.. Buyrun işte Exponatura'06 fuarından kareler ve izlenimler..

Fuar Yeşilköy'de CNR'ın yanıbaşındaki İstanbul Fuar Merkezi'ndeydi. Ulaşım arabası olmayanlar için biraz zormuş aslında.. Ama fuar alanı ferah ve güzeldi, firmalar alanı rahatlıkla kullanabilmiş, ziyaretçiler de rahat rahat dolaşabiliyordu. Naturel festivalinden daha ferah bir ortamdı kısacası.. Hatta galiba biraz daha şenlikliydi:)


Etiketlerin güzelliğine bakar mısınız? Bayıldım bunlara:) Gökçeada'nın zeytinyağlarını görüyorsunuz. Tadları da öyle güzel ki..

Fuarda nefis zeytin ve zeytinyağlarından başka bitki çayları, baharatlar, kuruyemiş ve meyveler, meyve suları, katkısız reçeller, ballar, pekmezler, pestiller, tahıl ve bakliyatlar, un ve unlu mamuller, doğal kozmetikler ve sabunlar da vardı. Üstelik katılımcı firmaların hemen hemen hepsi ürünlerinden tattırmaya, armağan etmeye hevesliydi ki, bu benim her fuarda rastladığım birşey değil.

Benim tatmaktan en çok mutluluk duyduklarım mis kokulu zeytinyağları ve güzel ekmekler oldu. Bolu'nun meşhur patatesli ekmeği bile vardı, hani o hafif ekşi tadıyla, kızartılıp üzerine tereyağı sürülünce tadından yenmeyen ekmekler! Katkısız reçellere özel bir ilgi duyduğum için şeker yerine balla tatlandırılmış reçelleri memnuniyetle tattım ama elma konsantresi kullanılanlarda elma tadı aldığım gibi bunlarda da yoğun bal tadı aldım. Sade firmasından Ali Bey'le geçenlerde yazıştığımızda yeni çıkarttıkları marmelatlardan bahsetmişti, onları denemeyi de heyecanla bekliyorum şimdi.

İşte benim için en heyecan verici standlardan biri! Yunanistan'dan gelmiş öz hakiki damla sakızları efendim:) Bütçeyi biraz sarsabilecek fiyat etiketleri var gerçi ama aktarlarda da fiyatı yüksek zaten. En güzeli oraya giden birileri olursa bol bol sipariş etmek herhalde...


Sakız reçeli diye de bilinen bu macunlar kahve yanında soğuk suya batırılarak afiyetle yeniyor. Sütle birlikte de yeniyormuş pek güzel. Tek başına ağır bir tat ama o ufacık kaşık ömre bedel bir lezzet yayıyor damağa.. hele sakıza benim gibi çok düşkünseniz! Ceviz, fıstık, incir, turunç reçelleri ayrı lezzet bombaları.. Galiba tadımlık kaseleri en hızlı boşalan stand burasıydı:)

Ne güzeller değil mi? Burada değil ama bir başka standdaki mis gibi sabunları koklarken Arzu-Ülfet Aygen'in "Beyaz Unsuz Şekersiz Hamur İşleri" kitabını gördüm. Görevli hanım "Arzu hanım burada, imzalatmak isterseniz" deyince "aaa burada mı?" dedim sevinçle. Baktım, ufak tefek, güleryüzlü bir hanım "benim" diyor. Nihayet tanışabildik ve ayaküstü birkaç dakika da olsa sohbet ettik. Çok şeker biri Arzu hanım, o sağlıklı ve leziz tariflerinin de büyük etkisi olacak ki, hamur işi kitabı olan birine hiç benzemiyor, yani incecik:) Kitabı hala edinmediyseniz lütfen alın ve vicdanınız sızlamadan nefis hamur işleri yapıp yemenin, yedirmenin keyfini çıkarın. Ben şahsen çok faydalandım, hala da tarifler denemeyi sürdürüyorum.

Sade'nin ürünlerini görünce onların standı zannederek yöneldiğim bir başka standda da Abdullah Gümüş'le tanıştım. Güzel bir müjde aldım ondan, organik gıda üreticilerinin "Ottüsad" (Organik Tekstil Tarım Üreticileri ve Sanayicileri Derneği) adıyla dernekleştiğini söyledi. Merkezi Şanlıurfa'da olan, İstanbul'da da bir irtibat büroları bulunan dernek çok kısa bir süre önce, GAP bölgesi başta olmak üzere Türkiye'nin her yerindeki organik tarım ve tekstil üretimini destekleyerek yurt içi ve yurt dışı pazarlamasına yardımcı olmak amacıyla kurulmuş. Ne güzel bir gelişme! Sade de dernek üyelerinden biriymiş..

Abdullah Bey bir de Organik City'den bahsetti. Pekçok firmanın ürünlerini internet sitelerinden görebiliyor, sipariş verebiliyorsunuz. İlk 100 kişiye %20 indirim de yapacaklarmış, benden söylemesi:) Bahçeşehir Atrium mavi çarşıda da bir satış mağazaları varmış bu arada.. (Burçakcığıma müjde) Son olarak Abdullah Bey'in ikram ettiği organik nar suyunu mutlulukla içip ayrıldım oradan.

Adatepe standını son anda gördüm. Sağlıkla ilgili kuruluşların, SPA merkezlerinin, termal tesislerin vb. standlarının yer aldığı diğer holdeydi çünkü, ve ben oraya şöyle bir bakayım diye son anda girmiştim. Refika Hanım'ın resmini görünce mutlu oluverdim! Bir sahaftan resmi bulunarak Adatepe etiketlerinde ölümsüzleştirilmiş olan bu Rum güzelinin isminin Refika olduğunu da yeni öğrendim.

Adatepe yağlarının lezzetini biliyor ve arıyorsanız, İstanbul'da Beyoğlu Kurabiye Sokak'ta (Zencefil ve Parsifal'in de olduğu sokak) bir satış merkezlerinin olduğunu öğrendim. Buradan eve teslim sipariş verebiliyorsunuz (0212-292 47 17, siparis@adatepe.com)


Bir fuar daha böyle geçti işte..
Birşey almayacağım bu kez desem de, yine kocaman bir çantayla eve döndüm:) Gerçi çoğu broşürler, dergiler, numunelerden oluşuyordu yükümün ama çok arayıp nihayet katkısızını bulduğum bir şişe nefis nar ekşisini özellikle anmam gerek. Ne yaptım? Tabi ki hemen o akşam kocaman bir tabak kısır hazırladım kendime. Çayımı da demleyip, dergilerim kucağımda "fuar sonrası keyfi" yaptım:)

Yorum Gönder

 
Top